İLİM ve BİLİM ÖLDÜ MÜ? -14.08.2009
14/8/2009 · Kategori: Mırıldanmalar
İLİM ve BİLİM ÖLDÜ MÜ?
İlim, ilim bilmektedir
İlim, kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nic’okumaktır.
Yunus Emre
Merhaba Dostlar;
Büyük üstad Yunus Emre yüzyıllar öncesinde yazmış bu dizeleri; peki biz kendini modern, gelişmiş, ileri olarak tanımlayan 21.yüzyıl insanları gerçekten ne kadar ilmi davranıyoruz. Bunu sormaktaki ana sebebim son birkaç haftadır sevgili ülkemde almış başını bir demokratikleşmedir gidiyor. Bunun belli bir tanımı var mı, yok mu, varsa nasıl kim yaptı, toplumlara göre değişir mi, demokratikleşme için ne yapmak lazım, bunu toplumlar hangi koşullarda, kimlerle ve nasıl yapar? Yada soruya ve de konuya başka bir şekilde bakalım Türkiye’deki demokratikleşmeden kasıt nedir? Ana muhalefete göre içi boş, var olmayan bir şey, iktidara göre Türkiye’nin en büyük açılım projesi.
Türkiye’de belirli süreler ile devamlı ısıtılıp konulan 3 ana konu vardır: Azınlıklar, Aleviler ve Kürtler yada Terör. Ben şimdilik açılımın Kürtler ile ilgili kısmına gireceğim. Bazı kavramlar birbirine girmiş ayırt edilemez hale gelmiş. İktidar güzel bir amaçla ortaya çıktı: Terörü ve akan kanı durdurmak. Artık verilen şehitler ve de dağa çıkan insanlarımız yeter buna bir son vermek gerek. Sanırım bu ülke vatandaşlarının hiçbirinin buna bir itirazı olmaz. Bu amaca da uygun başlık olarakta Demokratikleşmeyi seçtiler. Peki ama nasıl olacak demokratikleşme? Bununla ilgili sabırla bütün programları, açıklamaları izledim; haberleri dinledim, okudum yazılan tüm makaleleri araştırdım ama hükümet tarafında gerçekten tatmin edici bir bilgi edinemedim. Gözlemlediğim en büyük şey demokratikleşmeyi devamlı siyasilerin konuştuğu ve tartıştığı. Peki ülkemizin ilmi ve bilimi ile ilim ve bilim adamları öldü mü? İktisadi ve İdari Bilimler ile Siyasal Bilimler Fakülteleri bunca yıldır boş mu? Bu tartışma neden sadece siyasi zeminde yapılmakta? Benim bugün konuşmak istediğim esas konu bu.
Kürtler şunu demiş, Türkler bunu demiş, işte şu hak verilirse bu olur, bu yasak olursa şu olur vs konularına bu yazıda girmeyeceğim. Çünkü tartışmanın ana ekseninde 30 kadar siyasi parti ve lideri var onların haricinde 12 aydın var. Diğerleri hariçten gazel okuyor durumunda gibi nerdeyse.
Ülkemizde yurtiçi ve yurtdışında çeşitli önemli görevler yapmış devlet adamları (siyasi değil) var, İİBF ve SBF’lerin profesörleri ile bu konularda araştırma yapmış dünyadaki örnekleri incelemiş değerleri ilim adamlarımız var ve her kesimden bu konu ile ilgili eteğindeki taşları dökmek isteyen aydınlar mevcut. Peki neden hiç kimse bu insanları karşılarına alıp gerçekten bir demokratikleşme olacak ve bu son 30 yıldır birbirine soğuklaşan iki kutbu yeniden samimi bir havaya sokacak bu girişimde reel çözümler üzerine çalışmamakta? Ben bu sorunun cevabını samimiyetsizlik olarak düşünüyorum. Umarım yanlış düşünüyorumdur. Çünkü samimiyetsiz bir demokratikleşme girişiminin sonucunda en azından yola çıkış itibari ile sadece iki kesimi taraf kabul eden bu girişimde yaşanabilecek bir başarısızlık aradaki soğukluğu daha da derinleştirip kötüleştirme ile sonuçlandıracaktır.
Benim şahsi düşünceme göre bir demokratikleşme süreci başlayacak ve başarı ile sonuçlanmasını istiyorsak bunun için bu ülkede yaşayan tüm halkların kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri, parti temsilcileri, bu konu üzerine araştırma yapan araştırmacılar, gazeteciler, sanatçılar, gençler, profesörler vs herkesin yer alacağı herkesin fikrini, şikayetini, çözüm önerini sunacağı ortak bir platform oluşturularak tartışılarak yapılacak bir ortam gerekmektedir. Bu ortam ve süreç olmadığı sürece ancak bugünkü gibi kavgalar çıkacaktır. DTP devamlı PKK ve Abdullah Öcalan’ı adres gösterip çözümsüzlüğün parçası, MHP bölünme korkusu ile saldırganlığı ile kavganın parçası olursa sonuç zaten tarihe ve okumaya meraksız gençlerin bugün olmasa bile ileride çocuklarında bir Türk – Kürt savaşı söz konusu olacaktır. Bin yıldır aynı coğrafyada yaşayan birbirine kız alıp vermiş, komşu olmuş, ortaklıklar kurmuş insanların yaşayacağı tüm güzellikleri yaşamış gruplar siyasilerin hataları yüzünden düşman olabilecekleri bir girişimdir bu. Bu yüzden eğer bu ülkede ilim ve bilim ölmedi ise ve hala çözümler sunan uygulanmasına katkıda bulunabilecek ilim ve bilim adamları varsa –ki ben binlerce olduğuna inanıyorum- onların engin bilgilerine başvurulmak zorundadır. Yoksa bugünkü ortamda ne demokratikleşmeyi konuşmak nede konuşulanları tartışmak Yunuz Emre’nin dediği gibi “Sen Kendini Bilmezsen / Bu Nic’okumaktır” dan ötesi olmayacaktır.
Sevgili dostlar;
Bu ülkede 72 milletin ve medeniyetlerin tamamı yer almakta ve yaşanmaktadır. Bu bugün değil Alparslan Anadolu’yu fethettiğinde de böyle idi ve böylede olmaya devam edecek. Ama sevginin kalmadığı saygının da yok olmak üzere olduğu bu yüzyılda karşılıklı hoşgörü, nezaket, anlayışta artık yok oldu. Bugün bütün bu tartışmaları yapanlar aynı zamanda ülke yönetimine talip olan insanlardır ve bu insanlar birbirlerine hakarete varan cümleler ile hitap ederken, suçlamalar yapıp, çıkarlarını düşünürken eşit, adil ve doğru bir sürece nasıl girip sonuca ulaşabilirler? İşte bu sebeple ilim ve bilim adamlarının, sivil toplum örgütleri acil olarak konuyu ele alarak siyasal çıkarlardan kurtarıp doğru bir sonuca ulaştırmalarını diliyorum.
Saygı ve selam ile.
Şafak Baykal
14.08.2009

